banner51
26 Mayıs 2019 Pazar

Milli Mücadelenin 100’üncü Yılı Büyük Coşkuyla kutlanacak

BİR GÜZELLEMEDİR ANTALYA

11 Nisan 2019, 16:04
BİR GÜZELLEMEDİR ANTALYA
Edebiyatçı - Şair Mehmet Nuri Erkal
BİR GÜZELLEMEDİR ANTALYA :
Güzelleme, edebiyatta bir koşma çeşididir. Ancak Antalya Güzellemesi, şiirden öte güzellikleri de içerir. 
Yivli Minaresi, Atalaos’u, Perge’si, Aspendos’u, Athena’sı, Kızıl Kulesi,  Kırkmerdiven’i, Kırkgözü, yemyeşil ormanları, Çağlayanları, Masmavi Akdeniz’i ve görkemli Toroslarıyla bir güzellemedir Antalya...
“Yağmurun çiçeğe, zamanın tarihe döndüğü / Bir güneş, deniz ve kar ülkesidir Antalya “  Güzü, nisanlara eştir.
Bir çağlar çağlayanıdır Güzellikler gözesi, bir Akdeniz incisidir Antalya
Sevgi, hayatın özüdür. Ebedilik sırrı vardır sevgide. 
“Bunca çiçekliyken hayat ; sevgiyi, bir gül gibi, içinde taşımalı insan / Sevgiliye sarılır gibi sarılmalı hayata” Işık, limana varır o zaman...
Yürek; sevi varsa yürektir. Sevisiz yürek, boş kovana benzer. Bu, ister bal, ister mermi kovanı olsun. 
Sevgi ; birliği, varlığı ve dirliği sağlar. İnsan insanı sevdikçe mutluluk artar. 
Antalya’yı ; kışı ve yazıyla, baharı ve güzüyle, gecesi ve gündüzüyle, güneşi ve yağmuruyla, ağaçları-kuşları, çiçekleriyle ve binlerce şairiyle tanımak gerekir. 
Dağları da güzeldir Antalya’nın.
Toroslar; sazdır, sipsidir, kavaldır, türküdür, ezgidir. Ve Toroslar ; dürülü bir yörük kilimi gibi renkleri bağrında taşır. 
Bol ardıçlı, bin bir çiçekli, mis kokulu Toroslar, serin suların akıştığı büyüleyici bir yöredir.
“Antalya’da insanlar ; biraz Toroslar, biraz deniz, yani hem yalçın, hem mavidir. “
Anıtlaşan taşlar yöresidir Antalya. Bu yörede; her taşın bir özü, bir dili ve bir gözü vardır. Biri köprüdür, yol geçit verir, biri handır-kervansaraydır barındırır, biri tapınaktır birliğe çağırır, biri çeşmedir esenletir, biri tiyatrodur eğitir, biri kaledir korur.  
Hayat; kısa, sanat uzundur. 
Ülkemizin her yanından Antalya’ya sanatçı akını olmaktadır. Bu bağlamda Antalya, Anadolu sayılır.
Bu nedenle BİR GÜZELLEMEDİR ANTALYA. 
“ Güneşlerin en cömerdi Antalya’dadır / Deniz kıyasıya mavi / Tepeler karken / Antalya demeli artık, güzele / Ne gerek güzele, Antalya varken” demiş şair…
“Bir an önce görülsün diye  / Akdeniz / Toroslar’da ağaçlar / Hep çocuk kalır” diyor Sunay Akın…
NOT : Bu çalışmam için, çeşitli eserler getiren ve bana sürekli destek olan  araştırmacı yazar Giray Ercenk’e, eserlerinden kaynaklandığım yazar Cahit Kerse’ye ve “Bir Güzellemedir Antalya” adlı eserimin basılmasını sağlayacak olan üyesi olduğum  Antalya Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Mevlut Yeni ve yönetimdeki arkadaşlarına katkılarından dolayı teşekkür ederim.
Bu çalışmam sırasında unuttuklarım olmuşsa beni bağışlamalarını dilerim.
BİLİTİS
Pamfilya ( Antalya ) doğumlu Bilitis, M.Ö. altıncı yüzyılın başında doğmuş bir kadın şair. Babası Grek, anası Fenikeli olan bu şair kız, Toros’larda yaşamış bir aşk kadını. Bir lezbiyen olduğu söylenir. Kendi anlatımıyla :
“Ben Bilitis, kaynakların denizden fışkırdığı, ırmakların taş yalaklarda aktığı ülkede doğmuşum” 
İYİ ARKADAŞ
Fırtına gece boyu dinmedi. 
Güzel saçlı Selenis, benimle yün eğirmeye gelmişti. 
Dışarının yağmur ve çamurundan korktuğu için bende kaldı. 
Küçücük yatağımda birbirimize sarıldık.
İki kız birlikte yatınca uyku eşikte kalır. 
“Bilitis, söyle bana sevdiğin kim?” 
Bacağını yavaşça bacağıma sürtüyordu
Ağzını ağzıma yaklaştırdı.
“Bilitis, kimi sevdiğini biliyorum.
Kapa gözlerini. Lykas’ım ben.”
 Ona dokunup cevap verdim:
“Kızsın işte, bilmiyor muyum? Ne biçim şaka bu?”
Ama o, aldırmadı. ” Gerçekten Lykas’ım ben 
Gözlerini kaparsan anlarsın.İşte kolları, işte elleri…” 
Tatlı tatlı, usulca hayal dünyama girdi 
Ve onu tarifsiz bir kandırmacanın büyüsüyle doldurdu.


ÇILGIN KUCAKLAYIŞ
Sev beni. Gülümsemelerle flütlerle
Örülü çiçeklerle değil ama
Yüreğinle ve gözyaşlarınla sev
Benim seni göğsümle ve iniltilerimle sevdiğim gibi
Göğüslerin göğüslerime dokunduğu zaman 
Canın canıma değdiği zaman
Dizlerin arkamda dikildiği zaman
Soluyan ağzım ağzını bile bulamaz oluyor
Bana, sana sarıldığım gibi sarıl
Bak işte kandil de söndü.
Gecenin içinde yuvarlanıyoruz
Gövdemi gövdene bastırıyorum
Ve bitip tükenmek bilmeyen 
Sızlanmalarını duyuyorum
İnle! İnle! İnle! Ey kadın!
Eros,bizi acının içine çekiyor
Aşkını doğurmaktansa bir çocuk doğursaydın
Bu yatakta daha az canın yanar

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
KARİKATÜR
ARŞİV