banner51
22 Temmuz 2019 Pazartesi

Milli Mücadelenin 100’üncü Yılı Büyük Coşkuyla kutlanacak

KABAK KEMANE

06 Mayıs 2019, 19:15
KABAK KEMANE
Kumsal Şimşek
 Bugün pek çoğumuzun yanından kayıtsızca geçtiği tarihi mezar taşlarımızın üzerindeki damga ve semboller Türklerin binlerce yıldır kullandığı mühürleridir.  Bir ulusun kültürel kimliğine ait unsurlar, simge ve sembollerle kültürel bellekte saklanırlar. Mezar taşları kültürel belleğin unsurlarının kodlandığı ve aynı zamanda taşlara kazınarak saklandığı yapılardır. Ve böylece kuşaktan kuşağa aktarımı görevini de layığıyla yerine getirirler bir anlamda.

Bizi “biz” yapan mezar taşları bir coğrafya üzerindeki tapu senetlerimiz niteliğindedir.  Tarihin sessiz tanıkları diye nitelendirilen mezar taşları aslında üzerindeki simge ve sembollerle bize birçok şey fısıldar . Antalya kültürel kodlarımızın nice yıllardır kuşaktan kuşağa geçtiği, eski kültürümüzün izlerinin günümüzde de devam ettiği nadide yerlerden biridir.
Bu simge ve sembollerin üzerine kazındığı, zamanının tanığı mezar taşlarımızı ilgi ve görüşlerinize sunmak amacı ile yazılar yazmaktayız. Bu yazımızın konusunu ise üzerinde “kabak kemane” motifi bulunan Antalya’da bir mezarlıkta fotoğraflayıp Türk dünyasına kazandırmak amacı ile konu ile ilgili yapılan akademik görüşlere yer verdiğimiz yazıyı ilginize sunuyoruz. 
Türklerin en eski ve en az değişim gösteren halk çalgılarından biri olan kabak kemane Antalya, Isparta, Burdur ve Muğla illerini kapsayan Teke bölgesi ve civarında günümüze kadar kullanılmaya devam etmiş Yörük Türkmen müziğinin önemli çalgılarından biridir. Bu çalgıyı diğer yaylı çalgılardan ayıran ses özelliği, yapımında kullanılan ve ses kutusunu oluşturan su kabağıdır ve bu çalgıya, su kabağından yapılan ve yay ile çalınan anlamına gelen “Kabak Kemane” adı verilmiştir. 

Yapısal özelliği ve çalma biçimiyle aynı olan bu çalgıyı Türkmenistan’ da ve Uygurlarda Gıcek-Gıcak, Özbekistan, Azerbaycan ve İran da Kemança-Kemançeh adıyla görmekteyiz.  

Türkler en eski silahlarından olan ok ve yayın çıkardığı sesten esinlenerek yaylı çalgılara okla çalınan anlamında ık = ok, okluğ, ıklığ adını vermişlerdir. Iklığ, Türkiye’de kabak kemanenin atası olarak kabul edilmektedir. Iklığ, gövdesinde “Su kabağı”nın yaygın olarak kullanılması ve tel sayısındaki artış ile birlikte kabak kemane adını almıştır. “Iklığ” adlı yaylı çalgının, geçmiş dönemlerde Farsça’nın etkisiyle Türkçe ismi yerine Farsça adlandırılmaya başlanmış “Iklığ” adı yerine Farsça “Rebab”, “Kemane” vb. ifadeler kullanılmaya başlanmıştır. 

Mahmut Ragıp Gazimihal okun yay ( sürgeç ) anlamında Türklere özgü olduğunu ve Türklerden başka yay anlamında hiçbir dilde kullanılmadığını belirtir. Bu isim zamanla yerini yine yay anlamına gelen Farsça Keman kelimesine oradan da kemaneye dönüşmüştür.  

Orta Asya’da icat edildiği varsayılan “Iklığ” veya benzeri yaylı çalgıların zamanla batıya doğru taşındığı sanılmaktadır. Bu çalgıların Karadeniz’in kuzeyinden Kıpçak topraklarına ve daha sonra güneye doğru yayılarak Türkiye’ye getirildiği düşünülmektedir. 

Iklığ kelimesinin Türk boyları tarafından kullanıldığını Prof. Dr. Bahaeddin Ögel “Türk Kültür Tarihine Giriş” adlı eserinde öyle açıklar; “Çok kuzeylerdeki Şor Türklerinde ‘ık’ sözü, kemençe yayı manasında söylenmiştir. Ancak bu söz, kemençe karşılığında da söylenir. Örnek olarak ‘ık tarttı’, kemençe çaldı demektir.”  

    Yorumlar

HAVA DURUMU
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
NAMAZ VAKİTLERİ
Görüntülemek istediğiniz ili seçiniz:
EN ÇOK YORUMLANANLAR
BUGÜN
BU HAFTA
BU AY
SPOR TOTO SÜPER LİG
Tür seçiniz:
KARİKATÜR
ARŞİV